Modern Tarih: İran-Irak Savaşı(1980-88)
#1
9271980shalamja-iraquioccupied-iran-iraq...=2048x2048
Başarılı taaruz sonrası Iraklı askerler
İran-Irak savaşı, 22 Eylül 1980'de İran'ın komşusu Irak tarafından işgal edilmesiyle başlayan uzun süreli bir silahlı çatışmaydı. Savaş neredeyse sekiz yıl sürdü ve 20 Ağustos 1988'de İran'ın BM aracılığında ateşkesi kabul etmesiyle son buldu. Irak'ın işgal planları öncelikle İran'ı içten zayıflatmak, Ayetullah Humeyni'nin 1979 İran Devrimi hareketini Şii çoğunluklu Irak'a ihraç etmesini engellemek ve Irak'taki Baas partisinin nüfuzunu arttırmaktı. Irak, hem sınır sorunları hem de Basra Körfezine hakim olma hayalleriyle İran'ı güçten düşürmek istemekteydi. Irak'ın İran'ın petrol zengini Khuzestan Eyaletini ve Shat ül-Arab'ın doğu yakasını ilhak etmeyi planlamasının bir sonucu olarak uzun süre devam eden bir sınır anlaşmazlıkları silselesi takip etti.

Irak, İran'ın devrim sonrası kaosundan yararlanmayı umut ediyordu ve zayıflamış bir İran karşısında parlak bir zafer alacağına inanmasına rağmen, Irak ordusu yalnızca ilk üç ay boyunca ilerleme kaydedebildi ve Aralık 1980'de ilerlemesi durduruldu. İki taraf arasında şiddetli çatışmalar patlak verirken, İran ordusu savaşta üstünlüğü kazanmaya başladı ve Iraklıları savaş öncesi sınır hatlarına püskürtüp, Haziran 1982'ye kadar neredeyse tüm kaybedilen topraklarını geri aldı. Bunu takiben sonraki beş yıl boyunca İran saldıran taraf oldu. Savaşı açan Irak, 1988'in ortalarında inisiyatifi geri alana kadar İran'ın yaptığı saldırılar savaşın nihai sonucuna yol açtı. Her iki ülke için de faaliyet gösteren proxy güçler mevcuttu. En önemlileri Irak'ın yanında yer alan İran Halk Mücahitleri ve İran'ın yanında yer alan KDP ve KYB'nin Iraklı Kürt milisleri. Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Fransa, Sovyetler Birliği ve çoğu Arap ülkesi ise Irak'a büyük ölçekli siyasi ve lojistik destek sağlarken, İran bu desteklerden mahrum bırakıldı.

Savaşın Nedenleri
  • Savaşın pek çok nedeni var. Bunlardan en önemlisi Osmanlı ile İran arasında 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin anlaşmasında Şat-ül Arap bölgesinin ve Khuzestan bölgelerinde yoğun olarak yaşayan Arap nüfusun İran'a bırakılarak, Osmanlı tarafında kalan Arap akrabalarıyla bağlantısının koparılmasıydı. Ayrıyeten bu bölge petrol bakımından oldukça zengindi. Bu nedenle Iraklı Arap Milliyetçiler bölgenin İran'da kalmasını kabul edilemez görüyorlardı.
  • Saddam Hüseyin başa geçtiğinde Sosyalist Arap Milliyetçiliğini ateşlemek amacıyla kurdurduğu radyo istasyonlarıyla Khuzestan ve Şat-ül Arap bölgelerini kapsayacak şekilde arapca yayınlar yaptırarak, bölgedeki farklı etnik kökenden olan insanları İran Rejimine karşı isyana teşvik etti. Irak devleti iki bölgeyi de kendi sınırları içerisinde gösteren haritalar çizip, yerleşim yerlerinin adını arapca muadilleriyle değiştirerek yayınladı. İran da misilleme olarak Irak'ın kuzeyindeki Kürtlere gerek ekonomik ve askeri yardımlar olsun gerekse kendi sınırları içindeki üslerde eğitimler vererek olsun Irak'a karşı eylemler ayrılıkçı eylemler yaptırma amacı güttü.
  • 1937'de iki devlet arasında imzalanan Şat'ül Arap su yolunun kullanılmasında İran, Irak'a verilen pay'ı 1969 itibariyle kesmesi.
  • 1970'lerde yaşanan sınır anlaşmazlıkları sonucu Irak tankları İran'a müdahale edince, İran'ın nitelikli hava gücü koca tank tümenini tek başına yok etmişti. 1971'de üstün olan İran Körfez'deki adaları işgal ettikten sonra çekilmemesi. 
  • Irak sınırının Talveg çizgisinden (sınırın suyun en derin yerindeki çizgiden) geçmesine yönelik imzalanan 1975 Cezayir Anlaşmasına İran'ın uymaması.
  • Saddam Hüseyin döneminde kürtlere yönelik sistematik saldırıların İran içerisinde yoğun olarak yaşayan kürt halkı ayaklandırması.
  • Saddam'ın Birleşik Sosyalist Arap Devletinin kurarak tüm arapların lideri olmak ve Basra Körfezinde hegemonya kurmak istemesi.
  • Savaşın en önemli gerekçesi ise 1979'da İran İslam Devrimiyle başa geçen Humeyni'nin yayılmacı açıklamaları. Bunlardan en önemlisi Şii'ler için çok önemli mekanlar olan Necef ve Kerbela'nın Sünni ve Milliyetçi bir rejimin yönettiği ülkenin topraklarında kalmasının kabul edilemez olduğunu ve Irak halkını sapkın ve seküler Baas hükümetini devirmeye çağırmasıydı. Bu gibi fetvalar Irak'taki Şii halkın rejim karşıtı protestolar yapmasına sebep olmuştu ve Irak bunu engellemenin tek yolu olarak henüz temelsiz ve zayıf olan İran Rejimini yıkmak olduğunu düşünüyordu.
Savaş Hazırlıkları
Savaşın olması kaçınılmazdı bu sebeple Irak hızlıca silahlanmaya başladı ve İran'daki araplara el altından gizlice silah göndererek, bölgede kaos çıkarmaya çalıştı. İran Devrim muhafızlarıyla ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda iki taraf da kayıplar vermeye başladı. Irak 1975'deki yenilgisinden itibaren ordusuna büyük yatırımlar yapmış ve Sovyetler Birliği, Fransa ve İngiltere'den büyük miktarlarda silah satın almıştı. 1980'de Irak ordusu 200 bin asker, 12 mekanize tümeni, 2000 tank, 450 uçağa sahip olan modern ve kuvvetli bir orduydu. İran ise devrimi sağlamlaştırmak için karşı darbe yapar korkusuyla 85 generalini idam etmiş, diğerleri ise emekli etmiş veya aileleriyle birlikte sürgün edilmişti. Yerlerine ise tecrübesiz genç şii subaylar getirilmişti. Ordudaki kaçak oranı %60'ı bulmuştu. Rehineler krizi nedeniyle arasının bozuk olduğu Amerika'nın uyguladığı ambargo ise askeri olarak ciddi sorunlar yaratmıştı. Öyle ki İran savaş sırasında hiç bir şekilde dışarıdan yedek parça temin edememiş, kaybettiği ekipmanların yerine yenisini koyamamıştı. Irak bunu saldırma fırsatı olarak görüyordu. 8 Mart 1980'de iki taraf elçilerini karşılıklı çekti. Irak, şii kökenli 70bin vatandaşının mallarına el koydu ve onları İran'a sürgün etti. Bu gelişmeleri gerilimi oldukça artırmıştı.
prokhomeini-shiite-iraqis-flee-iraq-for-...=2048x2048
İran'a kaçan Şii Iraklı Mülteciler
Savaş Planı
Irak, teknik açıdan İran ordusundan üstün olduğu çok açık ortadaydı ve başarılı olacaklarından eminlerdi. Yapılan yayınlarla halk savaşa hazırlanmış, orduda moraller yüksekti ve savaşa hazırdı. Buna ek olarak Irak ordusu Şat-ül Arap bölgesine girmek için gerekli olan nehir geçiş ekipmanlarına sahip olduklarından nehir onlar için bir engel değildi. İran ise adeta başı olmayan, kolları kırık bir orduydu. Üst kademelere rejime yakın oldukları için din adamları dahi alınmıştı. Büyük oranda dışa bağımlı mekanik bir orduya sahiplerdi ve dışarıdan ambargo yedikleri için bu gücü kullanabilme oldukça zordu. İran istihbarat anlamında da savaşın başlarında oldukça zayıftı ve Iraklıların koca nehri geçip, kendilerine saldıracak kadar cüretkar olabileceklerini akıllarına dahi getirmediklerinden Kharkeh ve Kharoun nehirleri çevresindeki geçiş noktalarını zayıf bırakmışlardı. Irak istihbaratı ise karşı tarafın bu zayıflığından haberdardı ve Khuzesten'da bulunan iki tümenin teçhizat ve subay bakımından zayıf olduğunu biliyordu.

Irak'ın tek çekincesi İran'ın hava gücüydü. Önemli pilotlarının tasfiye edilmesine ve yedek parça sıkıntısına rağmen oldukça güçlü bir vaziyetteydi. Rejim karşıtı ayaklanmalarda ve ABD'nin rehine kurtarma operasyonunu engellemesindeki başarıları nedeniyle Irak ordusu ilk olarak İran Hava Kuvvetlerinin altyapısına sürpriz bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Savaşın başında çok nefret ettiği İsrail'in 6 gün savaşlarındaki taktiğini kopyalamaya çalışıp, karşı tarafın hava gücünden mahrum bırakıp, inisiyatifi ele almayı amaçlamıştı.
iran-iraq-war01.jpg?itok=RmiVIP98
Siperdeki askerler
Savaşın Başlaması
Irak, 16 Eylül'de, Şattülarap Antlaşmasını feshettiğini açıklamıştı. 22 Eylül 1980'de ise tam ölçekli bir İran taaruzu başlattı. Irak Hava Kuvvetleri, İran uçaklarını yok etmek amacıyla on adet iran havaalanına sürpriz hava saldırıları düzenledi. Saldırı, İran Hava Kuvvetlerine önemli ölçüde zarar veremedi. İran'ın hava üssü altyapısının bir kısmına zarar vermişti, ancak önemli sayıda uçağı imha edemedi. Irak Hava Kuvvetleri toplam 188 adet MiG-23BN, Tu-22 ve Su-20 uçaklarıyla derinlemesine saldırabildi. İran ise savaş uçaklarının çoğunu inşa ettiği dayanıklı çelik hangarlarda korumayı başardı. Ertesi gün Irak, eşzamanlı saldırı ile 644 km uzunluğundaki cephe hattı boyunca bir kara istilası başlattı. Saddam'a göre işgalin amacı, Humeyninin Şii yayılmacı hareketinin gücünü kırmak ve İslam devrimini Irak ve Basra Körfezindeki ülkelere ihraç etme girişimlerini engellemekti. Saddam, Khuzestan'ı ilhak ederek, İran'ın prestijine büyük bir darbe indireceğini ve yeni rejimin çöküşüne yol açacağına veya en azından İran'ın Irak'ta karışıklık çıkarma çabalarına son vereceğini umuyordu.

Irak, altı zırhlı tümeninden dördünü Şat-ül Arab'ı çevreleyerek, kuşatmaya almak ve Spearhead(mızrak ucu) bölgesi kurmak için sınırın güney cephesinde bulunan Khuzestan'a gönderdi. Diğer iki tümeni, İran'ın karşı saldırısını önlemek için sınırın kuzey ve orta kısmını işgal etti. Dört Irak tümeninden ikisi (biri mekanize diğeri zırhlı) sınırın güney ucunda faaliyet göstererek stratejik açıdan önemli liman kentleri Abadan ve Khorramshahr'ı çevirerek kuşatmaya başladı ve Khorramshahr, Ahvaz, Susangerd ve Musian şehirlerinin olduğu bölgeyi güvence altına aldı.

Orta cephede, Iraklılar Mehran'ı işgal etti, Zagros Dağları'nın eteklerine doğru ilerledi ve İran'ın Kasr-ı Şirin kentinin ilerisindeki topraklarını güvence altına alarak geleneksel Tahran-Bağdat yolunu kesmeyi başardılar.

Kuzey cephesinde Iraklılar, Kerkük petrol rafinerisini korumak için ilerlemek yerine Süleymaniye üzerinde güçlü bir savunma pozisyonu kurmaya çalıştılar.

Savaşın en önemli cephesi olan güneyde Iraklılar kuşattığı şehirlerde arap halkın ayaklanıp kendilerine katılmasıyla, şehirleri rahatça ele geçireceklerini düşünüyorlardı. Savaşta ilk hayal kırıklığı burada yaşandı zira arap halk isyan etmediği gibi İran rejimine sadakatlarını açıklayıp işgale direnmeye başlamıştır. Bu Irak ordusu için ciddi moral bozukluğu yaratmıştı. 1980'de İran'ı işgal eden Irak ordusu batılı gözlemciler tarafından "Kötü yönetilen ve saldırı ruhundan yoksun bir ordu" olarak nitelendirilmişti. Irak ilk kimyasal saldırısını Susangerd çevresindeki çatışmalarda gerçekleştirmiştir.
an-iraqi-artillery-batallion-situated-in...=2048x2048
Atış yapan Irak Topçuları
Irak'ın gerçekleştirdiği hava saldırıları İran'ı şaşırtmış olsa da İran hava kuvvetleri ertesi gün Irak hava üslerine ve altyapısına büyük çaplı saldırı gerçekleştirerek cevap vermiştir. F-4 ve F-5 savaş uçakları Irak'ın çok sayıda stratejik bölgelerine (petrol rafinerisi, petrokimya tesisleri, Musul Hava Üssü gibi) büyük hasar vermişti. Bu misilleme Iraklıların ekonomisinin can damarı olan petrol gelirine büyük darbe vurduğu için Iraklılar şaşırmıştı ancak hava savunma sistemleri İran uçaklarına karşılık verdiğinden İran çok sayıda pilot ve uçak kaybı yaşadı

İran ordusu AH-1 Cobra helikopterleriyle ve Maverick füzeleriyle donanmış F-4 Fantomları ile birlikte ilerleyen Irak tümenlerine saldırılar başlattı, çok sayıda zırhlı aracı imha ettiler. Bölyece Irak'ın ilerlemesini tamamen durdurmasa da engellediler. Irak'ın İran'a yönelik hava saldırıları, İran'ın Phoenix füzeleriyle donatılmış F-14 Tomcat önleme savaş uçakları tarafından püskürtüldü.

Savaşın ilk zamanlarında İran kara ordusundaki düzenli birlikler, polis güçleri ve gönüllüler birbirinden bağımsız hareket etikleri için, Irak ordusu koordineli bir saldırıyla karşılaşmadılar. Ancak İran donanması Irak'ın Basra şehrine saldırıp Limandaki iki petrol terminalini imha ederek, Irak'ın petrol ihraç etme kabiliyetini azalttı. İran kara ordusu gücünü toparlanmak ve savunma yapmak amaçlı şehirlere çekilmişti.
war-iraniraq-front-of-ahvaz-iranian-army...=2048x2048
İran Askerleri (1982)
30 Eylül'de İran'ın hava kuvvetleri, Bağdat yakınlarındaki Osirak Nükleer Reaktörüne vurarak ağır hasar verdiler. 1 Ekim'de Bağdat sekiz hava saldırısına maruz kaldı. Buna karşılık verme amacıyla Irak, İran hedeflerine hava saldırıları başlattı.

İran ve Irak arasındaki dağlık sınır derin bir kara istilasını neredeyse imkansız hale getiriyordu bu nedenle hava kuvvetleri daha etkin kullanılmaya çalışıldı. İşgalin ilk dalgaları, İran hava alanlarını hedef alan bir dizi hava saldırısıydı. Irak ayrıca İran'ın başkenti ve komuta merkezi Tahran'ı boyun eğdirmek için bombalamaya çalıştı
war-iraniraq-khorramchahr-in-october-198...=2048x2048
Khorramshahr Savaşı
Birinci Khorramshahr (Hürremşehr) Savaşı
Hürremşehr, Irak'ın ikinci büyük şehri Basra'ya 25 km uzaklıktadır ve aralarında nehir dışında hiç bir coğrafi engele sahip yoktur. Şehre saldıran 15 bin kişilik Irak kuvvetlerine karşı şehri savunan sadece 3 bin iranlı direnişçi vardı. Şehirdeki iranlılar daha çok deniz komandoları, havacı asker, jandarma ve gönüllü birliklerden oluşmaktadır. Şehirde en sağlam birlik olarak 92. Zırhlı Tümen bulunmaktaydı fakat yalnızca 12 İngiliz Chieftain tankına sahiplerdi. Savaş tehdidi yaklaşınca yerli halk şehri terketmiş ve şehirin etrafında hendekler kazılmış ve savaşa hazırlanılmaya çalışılmıştı. Şehrin savunmasından sorumlu komutan sadece 26 yaşında olan Tümgeneral Muhammed Cihanaraydı. Savunmacıların büyük bir kısmı 15 günlük eğitim hariç hiç bir askeri tecrübeleri yoktu.

Irak ordusu büyük bir hava saldırısıyla şehri bombalamaya başladı. Ardından yoğun topçu atışlarıyla şehir harabeye döndü. Elektrik ve su kesildi. Şehirden alevler ve dumanlar yükselmekteydi. Kaçmaya çalışan halk Irak ordusu tarafından katledildi.

İran Devrim Muhafızları birlikleri tarafından geri tepmesiz tüfekler, roket güdümlü el bombaları ve Molotof kokteylleri kullanılarak saldırı yavaşlatıldı. İranlılar şehrin etrafındaki bataklık bölgeleri sular altında bırakarak Iraklıları dar arazi şeritlerinden geçmeye zorladı. Irak tankları piyade desteği olmadan saldırılar düzenledi ve birçok tank İran'ın tanksavar ekipleri tarafından imha edildi. Ancak 30 Eylül'de İranlılar, Iraklıları şehrin dış mahallelerinden temizlemeyi başardı.
Ertesi gün Iraklılar şehre piyade ve zırhlı saldırılar düzenledi. Evden eve yoğun çatışmalardan sonra Iraklılar zor da olsa püskürtüldü.

14 Ekim'de Iraklılar ikinci ve daha büyük bir saldırı başlattı. Ağır topçu atışlarından kafalarını dahi kaldıramayan ve savaşacak yeterli teçhizatı kalmayan İranlılar şehirde sokak sokak kontrollü bir geri çekilme başlattı. 24 Ekim'de Iraklılara karşı cesurca direnmelerine rağmen şehrin çoğu ele geçirildi ve İranlılar Karun Nehri'nden tahliye edildi. Mücadele 10 Kasım'a kadar sürdü.
during-the-iraniraq-war-thousands-of-ira...=2048x2048
İranlı fanatikler (1985)
Abadan Kuşatması
Abadan, Basra Körfezinde dünyanin en geniş petrol rafinelerinin olduğu oldukça stratejik ve önemli bir şehirdir. Kaybedilmesi İran'a pahalıya mal olacağını için şehir sağlam tahkim edilmişti. Ayrıca pasdaran birlikleri halkı cesaretlendirdiği için direniş oldukça şiddetliydi. Saddam bu kentin alınması için kesin emir vermişti. Hürremşehr'de uygulanan ağır topçu barajı saldırısı burada da uygulayarak İranlıların direnişini kırmayı hedefliyordu. Ancak İran ordusu nakliye helikopterlerini çok efektif kullandığı için yaralı askerleri taşıyıp yerine sağlam asker koyabilme lüksüne sahipti. Ayrıca zengin petrol bölgesinde olduğu için akaryakıt sıkıntıs çekmeyeceklerdi. İran hükümeti ise şehri çok önemsediğinden her türlü imkanı burada kullanmaktan çekinmiyordu. Yapılan yığınakları bir türlü kıramayan Irak ordusunun morali bozulur. Irak 60 bin kişilik oldukça büyük bir güçle şehri saldırsa da 15 bin kişilik direnişçilerin gücünü ve yığınağını bir türlü kıramadı. Bu Irak'ın aldığı ilk büyük yenilgidir.

H3 Hava Üssü Saldırısı
Savaşın erken safhalarında hava üstünlüğü İranda olduğu için Irak, uçaklarını düşmanının erişemeyeceği oldukça uzak bir nokta olan Ürdün sınırındaki H3 hava üssüne konuşlandırmıştı. Bu sırada Irak'ın çok sayıda ülkeden büyük paralarla yoğun miktarda uçak ve cephane satın aldığını duyan İran kendisine uygulanan ambargodan dolayı aynı lükse sahip olmadığı için eğer harekete geçmezse üstünlüğü kaptıracağını bildiği için oldukça zorlu ve tehlike bir operasyona girişmişti. Zira kendi uçaklarının yedek parçalarını dahi karşılamakta zorlandığından bir süre sonra uçaklarını uçuramayacak hale gelecektir. Bu sebeple elde avuçta duran çalışabilir uçaklar bir araya getirilir. Plan ise oldukça zorluydu. 1500 kmlik bir hat boyunca uçulup H3 üssündeki uçakları imha edip, vurulmadan tekrar aynı istikametten geri gelinecekti. Bu istikamette Türkiye Hava Sahası da mecburen ihlal edileceğinden 100 m irtifadan uçmak zorundalardı. Türk uçaklarının kendilerini tehdit olarak görüp vurma ihtimali de oldukça yüksekti. Lakin plan başarıyla uygulanır ve H3 hava üssüne geldiklerinde yerde savunmasız duran Irakın modern ve pahalı "oyuncaklarını" madara ederler. 23 uçak ve 4 helikopter imha edilir. 16 Iraklı hava personeli ise saldırı ölür. İran uçaklarını hiç bir kayıp vermeden üslerine dönmeyi başarırlar. İran deyimi yerindeyse şov yapmıştır.
Iranian_Troops_in_Forward_Trenches_durin...aq_War.jpg
Siperdeki İran askerleri

1981 sonrası
İran kısıtlı imkanlarına rağmen devrim öncesinden sahip olduğu batı eğitimli pilotlar ve uçaklarla hava gücünü oldukça iyi kullanarak sürpriz saldırılarla Irak hava gücünü kırmayı başarmıştı. İran deniz kuvvetleri ise hücumbotlarla denizci komandolarıyla Basradaki Irak petrol istasyonlarına sabotaj düzenleyip imha ederek, Iraklılara büyük ekonomik darbeler vurmaktaydı. Savaş tarihinde bilinen bir gerçek vardır ki ekonomik ve insan gücünü en uzun süre kullanabilen taraf daha avantajlıdır. İran bu uzun savaşta kendisini, stratejisini hızlı ve kesin bir zafer almak üzerine kuran Irak'a göre daha rahat hissediyordu. Bunu bildiği için savunmada kalıp karşı tarafı yıpratarak, yaptığı sürpriz saldırılarla kaybettiği yerleri geri almayı hedefliyordu. Bu arada zaman kazanarak devrimde kaybettiği askeri gücü yenilemeye çalışacaktı. Irak ise kilitlenmiş ve ilerleyemiyordu. Her geçen günün kendi aleyhine döndüğünü bildiği için Saddam, generallerini mantıksız ve yapılması zor olan harekatlara zorlayarak Irak ordusunun ağır kayıplar vermesine sebep olmuştu. Bu yüzden düşmanı barışa zorlayacak balistik füzeler gibi daha şiddetli silahlar kullanma yoluna gitti.
Iranian-volunteer-children-in-front-line-of-the-war.jpg
İran safında savaşan çocuk asker
İran'ın Üstünlüğünün Sebepleri
İran savaşın ilerlemesiyle ağır silah ve mühimmat sıkıntısı çekmekteydi. Lakin ateşli şii savunucuları olan pasdaranların halkı ateşlendirmesiyle orduya gönüllü katılımda büyük bir artış olmuştu. Bu sebeple 2.Dünya Savaşında Sovyetlerin yaptığı gibi insan gücünü kolayca harcayarak düşmanı yıpratma yoluna gitmişti. Irak ordusunun üzerine kırmızı yeşil bantlarını kafalarına takan şia fanatiği sivilleri akın akın kamikaze gibi saldırtırlar. İran, herhangi bir savunma ekipmanı olmaksızın sivil kıyafetleriyle kendilerini feda eden "piyonlarının" kayıplarını bir nebze de olsa sınırlamak için insan seli hücumlarını özellikle gece yapmaktadır. Görülmedikleri müddetçe ateş etmemeleri tembihlenen bu silahlı siviller iki emirli en basit askeri operasyonu ifa ettikleri için genellikçe çok başarısız olmamışlardır. Sıfır noktasına eriştiklerinde ağır silahlar kullanan Irak Askerleriyle göğüs göğüse gelmektedirler. O aşamada da ağır silahlar işe yaramamaktaydı. Zira sabit pozisyonda duran tank, topçu ve mekanize birlikleri etrafı öfkeli insan seliyle sarıldığı zaman mobilitesi sıfırlanmaktaydı.
İlk dalgalarda sersemleyen düşman piyadesine, ikinci dalga olarak daha deneyimli pasdaranlar saldırmakta ve ardından mekanize zırhlı birlikler son vuruşu yapmaktaydı. Iraklı piyadeler ilk dalgayı püskürtebilseler dahi bu dalgaların sonu gelmemekteydi.
iraqi-soldiers-come-into-conflict-with-i...?s=612x612
Sınırda savaşan Iraklı askerler
Ateşkes çabaları
Sovyetler, ABD, İngiltere, Fransa, Çin yani kısacası neredeyse silah piyasasını elinde tutan devletler İran'a karşı Irak'a hem maddi hem askeri destekte bulunmaktaydı. Lakin orduda bu kadar farklı milletten, farklı sistemlerden oluşan silahları kullanabilecek kalifiye eleman yoktu. Ayrıca bu durum koordine saldırı yapabilmeyi engellemekteydi. Durumun ümitsizliğini anlayan Saddam Hüseyin ateşkes teklif etti. Lakin İranlılar savaşın kendilerinde yarattığı ağır tahribati giderebilmek için yüklü savaş tazminatı istemekteydi. Asıl amaç bunu kabul etmeyeceğini bildiği Irak'la savaşı sürdürüp, savaşı onların topraklarına taşımaktı. Ayrıca Irak'taki şii ve kürt ayrılıkçıların isyana başlayacağına yönelik bir kanı vardı.
Bağdat'ta ise kabine toplantısında ise ilginç bir olay olur. Sağlık Bakanı Riyad Hüseyin, Saddam'a İran'ı ateşkese ikna edebilmek için geçici olarak istifa edebileceğini ve ardından tekrar görevine dönebileceğini söyledi. Saddam, kabinesine bu fikre başka katılan var mı diye sorduğunda kimse destek için elini kaldırmayınca Riyad'ı yandaki odasına çağırdı, kapıyı kapattı ve tabancasıyla 14 el ateş edip öldürdü. Saddam daha sonra bir şey olmamış gibi kabinesine döndü ve toplantısına devam etti.
pix2_102214.jpg
Gaz maskeli Irak askeri
İran'ın Irak işgali
Savaşın ibresi İran'a dönünce Irak ele geçirdiği pozisyonları güçlendirerek genellikle savunmada kaldı. Irak ise 70'den fazla harekat düzenleyerek Irak topraklarına girmeyi başardı. Dünyanın her tarafından gelen yardımlarla sağlam savunma hatları oluşturup İran'ın insan seli akınlarına direnmiştir. Saddam, ülkesinin gücünün çoğunu İran'a karşı savunmaya yönelten bir topyekün savaş politikası başlattı. 1988'de Irak, GSYİH'sinin %40-75'ini silahlanmaya harcıyordu. Saddam ayrıca Irak ordusunun büyüklüğünü 200 bin askerden (12 tümen ve üç bağımsız tugay) 500 bin'e (23 tümen ve dokuz tugay) çıkarmıştı. 1982'nin sonunda, Irak'a yeni Sovyet ve Çin malzemeleri gelmişti böylece kara savaşı yeni bir aşamaya girdi. Irak, Sovyet tipi üç hatlı bir savunma hazırlamak için yeni satın alınan T-55, T-62 ve T-72 tanklarını, BM-21 kamyona monteli roketatarlar ve Mi-24 helikopterleri kullandı. Dikenli teller, mayın tarlaları, güçlendirilmiş mevkiler, hendekler, makinalı tüfek yuvaları, direnç koridorları ve statik savunma hatları oluşturarak İran'ın fedailerini korkunç bir kıskacın içine düşürür ve orağın ekini biçtiği gibi biçer. İnsan seli saldırıyla kırmızıya bulanmış nehirler, cesetlerden dağlar olsa da İran sekiz günde 16 km Irak topraklarına girmeyi başarır. İran'ın amacı Basra ve Bağdat şehirlerinin bağlantısını kesip Irak'ı felç etmekti. Lakin özellikle mayın tarlalarını insan seliyle temizleme yoluna gittiği için çok ağır kayıplar vermektedir.

Güneyde ilerlemekte başarılı olamayan İran, Kuzeydeki kürt bölgelerine ilerleyerek Irak ordusunu iki ateş arasında bırakmaya çalışır. Piranşehr'e kürt ayrılıkçıların desteğiyle giren İran ordusu 390 km'lik alanı ele geçirir. Irak karşı saldırıda paraşütçü birlikler ve ilk defa zehirli gaz kullanmıştır. Gazdan kaçmak için mevzilerini terkeden İranlıları gafil avlamaya başlayan Irak ordusu, zehirli gazın dağılmaması nedeniyle kendileri de gazdan etkilenip geri çekilmek zorunda kalmışlardır. İran'ın silahlandırdığı Kürt Peşmergelerle birlikte Süleymaniye'ye ilerleyip Kerkük petrol hattını kesmeye çalışan İran ordusu, Süleymaniye'ye 15 km kala durdurulabilir. Zehirli gazın gücünü anlayan Iraklılar her fırsatta kullanmaktadırlar. Lakin İran 110 kmlik alanı ağır kayıplar verse de ele geçirmiştir. 5000 İranlı ölürken, Irak ise 2000 asker kaybetmiştir.

Güneyde ise tarihin gördüğü insan selini uygulamak isteyen İran 500 bin kişilik insan seli saldırısıyla Basra'ya yönelik saldırıya başlar. Irak ordusu sayıca beşte bir olmasına rağmen ağır silahlı tahkimatlara sahip olduğu için dalgaları güçlükle de olsa durdurabilmiştir. İran 50 bin ölü verirken, Irak 25 bin ölü verdi
tanker-in-flames-during-the-war-iraniraq...=2048x2048
Hürmüz Boğazında yanan tankerler
İnanılmaz sayılarda insan gücü kaybeden İran kendi topraklarını kurtardıktan sonra son büyük insan seli saldırısına kalkışarak Bağdat-Basra karayolunu ele geçirmek için ilerler. Irak savunması deyimi yerindeyse stadyumdan boşalırcasına insan seline maruz kalmaktadır. Tüm güçleriyle direnmelerine rağmen İranlılar karayoluna 10 km kala ancak durdurulabilir. İran devasa sayıda kayıplar vermektedir ve kayıpların bir hiç uğruna verilmesi ülkede tartışmalar yaratır. Bu nedenle taktik değişikliğine giderler. Irak'ın silahlanmaya harcadığı paralar devasa boyutlara çıktığını gördüklerinden sadece savaşı devam ettirmenin bile Irak'ın iflas etmesiyle sonuçlanacağını anlarlar ve daha komplike, planlı saldırılara yönelirler. Sık sık yaptıkları sabotaj eylemleriyle Irak'ı yıpratıp, iç karışıklıklarla ülkeyi savaş dışı bırakmayı amaçladılar.
Ateşkes'in İmzalanması
1988'e kadar üstünlük iki taraf arasında gidip gelse de savaşta nihai olarak üstün olan İran'dır. Kuzey Irak'ta büyük çapta topraklar ele geçirdiklerinde, Irak ordusu su sıkar gibi eline geçen her kimyasal silahı bolca kullanmaktaydı. Özellikle Kuzey Irak'ta sivil halka yönelik kimyasal saldırılar Dünya'da tepki çekmekteydi. Irak ekonomik, askeri, siyasi tüm gücünü tüketmiş ve ateşkes için adeta yalvarmaktaydı. İran ise ekonomik olarak bitmek üzereydi. Zira savaş uzarsa askeri harcamalar 7 kat artacaktı. Bu İran'ın kaldıramayacağı bir yük olduğundan BM'nin 598 sayılı kararını kabul eder ve savaş biter. Savaş öncesi sınırlara dönülmüş yani yüzbinlerce insan boş yere ölmüş, iki ülke harap olmuş, çok sayıda borç yükü altına girilmişti.
irans-revolutionary-guards-prepare-to-bu...=2048x2048
ABD bayrağı yakan İran Devrim Muhafızları
Savaşın Sonuçları
Irak savaş öncesi oldukça zengin ve refah içinde yaşayan bir halka sahipken tüm gücünü silahlandırmaya ayırdığı için kalkınamamış, savaşta tüm gücünü tükettiğinden halk fakirleşmiş, bölünmüş, yıpranmıştı. Eğitimli ve tahsilli olanlar Avrupa'ya ve Amerika'ya kaçmış, nitelik insan gücünü savaşta harcamıştır.
Saddam Hüseyin savaş öncesi Sosyalist ve Arap Milliyetçisi iken savaş sırasında koyu bir sünni islamcı olmuştur. 1985 itibariyle Irak televizyonları Saddam'ın gezdiği camileri ve türbeleri göstermekteydi. İran'ın ateşli, fanatik dini uğruna ölmek için can atan halkını görünce, kendi ülkesinde de bunu uygulamak istemiş lakin istemeden de olsa ırak halkının aşırı islamcı, selefist tandansa yönelmesine sebep olmuştur. Ayrıca kürt halkıyla olan bağı tamamen onarılamaz şekilde kopmuş. Girdiği aşırı borç yükünden kurtulabilmek için daha sonraları Kuveyt'i işgal edince, uluslararası müdahaleye yol açarak ülkenin patlamasına giden fitili ateşlemiştir

İran ise şiiliği yayma amacıyla başladığı savaşta, insan gücünü akın akın ölüme göndererek kaybetmiş. Yaşanan trajediler ve dramlar halkın dine iyice sarılmasını sağlamıştır. Rejim ise savaşın başlarında çok zayıfken, savaş sırasında vatanlarını savunduklarını gerekçe göstererek muhalif dahi olsa tüm İran halkını düşmana karşı birleştirmeyi başarmış böylece devrimi iyice sağlamlaştırmıştı.
baghdad-iraq-ousted-iraqi-president-sadd...=2048x2048
Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin elinde Kuran-ı Kerim ile mahkemede yargılanırken
omnia fui et nihil expedit
[+] 13 üye Mabella nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
#2
Savaşların anlamsızlığı çok dillendirilen bir şey. Pek katılmasam da bazı savaşlar, onu yürüten kişilerin vizyonları hariç tutulur/yok sayılırsa gerçekten sonuç olarak son derece anlamsız/müsrif. İran-Irak Savaşı da bunlardan birisi. Birkaç sene önce Farsça öğrenme merakımı depreştiren şeylerden birisi bu savaştı. Bir milyon ölü, değişmeyen sınırlar ve sıfırı tüketen iki ülke. Saddam Hüseyin'in Prusyacılık, Ruhullah Humeyni'nin de bir tür İslami Troçkicilik (!) oynamaya çalışması yüzünden çıkan bir mücadele.

Türkiye'de bazı çevreler savaşın İran tarafından sürdürüldüğünü söylemez ısrarla, bunu da not düşmek lazım.

Doğrudan bize verdiği zararın bedelini halen ödüyoruz. Güney sınırımız savaşla birlikte neredeyse bütünüyle kontrolsüz kaldı. Trabzon-Tebriz yolu, güneydeki limanları bombalandığı için İran kamyonlarıyla dolarken sınırlarımızda çok büyük tehlikeler birikiyordu. 1978'de organize olan ayrılıkçı terörün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne saldırmasının tarihinin 1984 olması bir raslantı değil. Bir yanda Lübnan'daki otorite boşluğu, diğer yanda Irak'taki istikrarsızlık derken bugüne gelindi.
kalemler kaldırılmış ve sayfalar kurumuştur.
[+] 1 üye basileus nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
 




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi



Strategyturk Forumları

Strategyturk Forumları tüm Türk stratejiseverler için büyük ve kaliteli bir platform olma amacı güder. Forum içerisinde çok sayıda strateji oyunu için bölüm ve bu bölümlerde haber konuları, rehberler, mod tanıtımları, multiplayer etkinlikleri ve üye paylaşımları için alanlar yer alır.