TESV Skyrim - Umudun Bittiği Yer - 1. Bölüm Nightcaller Tapınağı
#1
AyraEL.jpg
Yarısı su dolu batmakta olan bir geminin içinde uyandım.Bu gemide ne işim vardı hatırlayamıyordum.Başım çok ağrıyordu, elimi başıma götürdüğümde iri bir şişlik farkettim. Kafamı çok sert vurmuş olmalıydım.Hayatta kalmalıydım, bu gemide ne işim olduğunu öğrenmeliydim.
Etrafı gezinip bir çıkış aramayı başladım.Soğuk suya alışkın değildim, zaten yüzmekte de pek iyi sayılmam.Bir Redguard cesetiyle karşılaştığımda hem üzüldüm hem sevindim. Evimden fazla uzakta olamam diye düşündüm ancak ölü bir yurtdaşı görmek içimi yaktı.Gemide benden başka hayatta kalan var mı diye aramaya başlamadan önce ölen adamın hançerini ve kuru giysilerini aldım. Ve birde pahalı duran kolyesini.
Daha önce hiç hırsızlık yapmamıştım ama bu hırsızlık mıydı? Adam ölüydü ve bu gemiyle birlikte denizin dibine batıcaktı. Kolyeyi orda bırakmak aptallıktan başka birşey olmazdı. Çevreye biraz daha bakındıktan sonra, hayatta kalanın tek ben olduğunu farkettim ve çıkışımı da buldum.
Aman Tanrım, ben nerdeydim?!
Bu karlı dağlar...Evimden uzak olmadığım hayalini kurarken ne kadarda mutlu olmuştum. Çölümden fazla uzaktaydım. Bu karlı dağlar soğuk hava, acaba burası Skyrim miydi? Gemi batmadan önce üzerine çıktım ve uzun sürecek bir yüzmeden önce dinlemek istedim. Yerde bir ceset yatıyordu, Elf bir bayan. Hayatta olmaması çok kötüydü doğrusu.
Belki bana nerde olduğumuzu ve nereye gittiğimizi söyleyebilirdi. Soğuktan buz tutmuş ellerinden yüzüklerini aldım. Bu soğuk diyarlarda, bir başıma kalmıştım. Haydutlar önümü kestiklerini canımı bağışlamaları için verebileceğim birşeyler olmalıydı.

Tekrar karşıya baktım ve yüzmeye başladım. İçimden küfürler savuruyordum. Su buzdan daha soğuktu. Nerde olduğumu ve niye burda olduğumu hiç hatırlamıyordum.Dakikalarca yüzdükten sonra kıyıya ulaştığımda ayakta duramayacak kadar yorgundum.Yere uzandım ve uyuya kaldım.Uyandığımda tekrardan panik yaşadım.Sanki evimde bir rüyadan uyanacağımı bekliyordum.Ancak gerçekti. Gerçekten bu soğuk ülkede tek başımaydım. Kıyıda bir gemi enkazı daha vardı. 
Belkide iki gemi birlikte hareket ediyordu. Birşeyler bulabilme uğruna gemiyi araştırmak için tekrardan soğuk suya girdim. Ancak gemide bulabildiğim tek şey kilitli bir sandıktı. Umutsuz bir şekilde gemi enkazından çıktığım anda ateşi farkettim. Hemen geminin arkasında duran biri vardı ve ateşi vardı. Gemiden kurtulmuş biri olmalıydı.Ona doğru koştum.
Yaklaşınca bir Argonian olduğunu farkettim. Beni görmesine rağmen hiç tepki vermemiş olması çok şaşırtmıştı beni. Ben ise heyecandan ve korkudan patlayacak gibiydim. Gemiden mi kurtulduğunu, beni tanıyıp tanımadığını sordum ancak dilimizi bilmiyor olsa gerek ki hiç bir cevap vermedi. Yinede soğuk kanlılığını koruması beni çok ürkütüyordu. Masasına oturdu, masada ve hemen ilerdeki küçük çadırında değerli taşlar vardı.
Bu adam bir kaçakcı olmalıydı.Ama neden bana saldırmamıştı. Çok mu güçsüz çok mu zavallı gibi duruyordum. Eğer onunla aynı gemideysek, ben de bir kaçakcı tarafından mı kaçırılmıştım. Bu korkunç ve konuşmayan adamdan uzaklaşmalıydım. Bir kasaba bulmalıydım.Etrafıma bakındım, yıkık bir kule farkettim. Oraya doğru yola koyuldum.
Lanet olası soğuk suya tekrar girmek zorunda olmak beni çılgına çeviriyordu. Ancak bu kez son kez olucaktı. Kıyıya vardığımda ufak bir çadır farkettim. Yaşayan birileri vardır umuduyla çadıra doğru ilerledim.
Ancak çadır boştu.İçeride 2 kişilik yatmaya yer, yiyecek, şarap şişeleri ve bardakları vardı.
Çok acıkmıştım.Bulduğum yemekleri yedim ve şarap şişesinide yanıma alıp kuleye olan yolculuğuma devam ettim.
Kuleye giden yolun bu olduğunu düşünürken tepenin ardında ufak kasabayı gördüğümde içim rahatladı. Sonunda insanları ve kalacak sıcak bir yeri bulmuştum.
Kasabaya indim.Karşıma bir muhafız çıktı ve beni durdurdu.
Haklıydıda kasabalı değildim ve yoldan gelmiyordum.Kim olduğumu nerden geldiğimi sordu.Ancak bu sorunun cevabını bende bilmiyordum.Başımdan geçenleri anlattıktan sonra ona buranın neresi olduğunu sordum bana ''Skyrim'desin dostum dedi, burası Dawnstar şehri.Bir Redguard olduğunu söyledin ancak sarı saçlısın.Hiç öyle bir Redguard görmedim.'' der demez sanki hafızam bir anda yerine geldi.Evet oralıydım ancak babam Skyrim'li bir Nord'du. Annemi ölümü ardından babamı bulmak için annemin günlüklerini alıp o gemiye binmiştim.Ah günlükler gemide kaybolmuş gitmiş olmalı.Babamı asla bulamayacaktım.Ben bunları düşünürken muhafız şüphelendi.''Konuşsana be adam, nerelisin kimsin doğru düzgün anlat yoksa zindanı boylarsın!''.Adımın Sigbjorn olduğunu söyleyerek başladım ve babamı bulmak için geldiğimi açıkladım.Yolculuğum çok talihsiz olmuştu ve babamı bulma şansım artık yoktu.Yine de annemin ölümünden sonra eve geri dönmek istemiyordum.Çok küçükte olsa babamı bulma şansımı kullanacaktım. Muhafıza hanın nerde olduğu sordum, tarif etti.Hana doğru giderken birkaç adamın savaşla ilgili bir konu konuştuğunu duydum ancak duraksamadım.Şu soğuk havadan ve ıslak kıyafetlerden kurtulmalıydım bir an önce.
Sonunda Windpeak hanına gelmiştim.
İçeri girdim. 3 kadın ve cübbeli bir adamın konuştuklarını gördüm. Benim içeri girdiğimi farketmemişlerdi.Ateşin başına geçip bir yandanda onları dinledim.
Yanlış anlamadıysam, cübbeli adam büyücüydü ve kadınlardan biri sürekli kabuslar gördüğü için büyücüden yardım istiyordu. Adam tanrıça Mara'dan yardım istemesini söyledi ve kadınları gönderdi. Yanımdan geçen kadınlar göz ucuyla beni süzdü.
Kadınlar gittikten sonra adama yaklaştım ve konuşmaya başladık.Adam kendini tanıttı, adı Erandur'muş ve Tanrıça Mara'nın rahiplerindenmiş. Dawnstar halkının ciddi anlamda kabuslar gördüğünü ve buna çözüm bulamadıklarını söyledi. Olay ilgimi çekmişti ancak çok saçmaydı. Ne tür birşey buna sebep olabilirdi. Adam açıkladı; '' Bu kabuslar Daedric Lord Vaermina'nın ürünü. Anılarımıza aç ve anılarımızı alıp yerlerine korkunç kabuslar bırakıyor.'' Adam anlattıkça nasıl bir yere düştüğümü sorgulayıp içimden gülmek istiyordum. Devam etti : ''Çok geç olmadan bu etkiyi bozmalıyım. Sorunun kaynağına yani Nightcaller Tapınağına dönmeliyim'' dedi. Ona yardım edip edemeyeceğimi sordu. Bu bir çılgınlıktı, ona güvenmediğimi ve yardım etmeyeceğimi söyledim.Adam beni anladığını fakat yanlızca bir rahip olduğunu ve bu insanlara yardım etmek istediğini söyledi.Bir an için boşluğuma geldi ve adama tamam yardım ederim dedi.Hemen yola koyulduk.
Yolda Vaermina hakkında bahsetmeye devam etti. Quagmire diye gerçekliğin imkansızca büküldüğü tuhaf bir yerde yaşıyormuş. Ortadaki kalesinden anılarımıza ulaşıp, onları kendi için alıyor yerine ise korku ve umutusuzluktan başka birşey bırakmıyormuş.Ve bunu neden yaptığı hakkında hiç bir fikrimiz yok.Ancak yinede bu durumun bize bir faydası yok ve bunu durdurmalıyız.
Adam bana böyle bir varlığı durdurmaktan bahsettikçe korkmak yerine gülüyordum.Beni nereye götürdüğünü merak ediyordum doğrusu.
Dağ doğru tırmanmaya başladık ve adam kuleyi gösterek işte gideceğimiz yer orası deyince kendimi tutamayıp kahkayı bastım. Bu ancak bir rüya olabilirdi. Bir gemi enkazında uyanıyorum, bir kule görüp gitmek istiyorum ancak önüme bir kasaba çıkıyor. Çılgın tanrılar çılgın işler yapıyor ve bunu durdurmak için gözüme kestirdiğim kuleye ahmak bir yaşlı adamla gidiyorum.İnanılmaz...
Kuleye yaklaşmıştık ki karşımıza hiç görmediğim büyüklükte örümcekler çıktı.
Yaşlı adam elinden ışıklar atmaya başladığında olayın ne kadar ciddi olduğunu anladım.Erandur gerçekten bir büyücüymüş.İlk kez bir büyücüyle karşılaşıyordum. Örümcekleri kullandığı büyülerle öldürdü  ben ise hayranlıkla izledim.Ve sonunda kuleye gelmiştik.
Kapıya gelince içeri girmeden önce benimle konuşmak için durdu.
[+] 10 üye ZenderX nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
#2
Güzel olmuş. Takipteyiz.
[+] 1 üye Merco nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
#3
Hangi modlar var?
"... Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir, başka bir deyişle, toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel güçtür.."
Ara
Cevapla
#4
Hope's End, güzel olmuş eline sağlık.
Per aspera ad astra.
[+] 1 üye Duman nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Cevapla
#5
(05-12-2017, 00:59)strateggy : Hangi modlar var?

Immersive Armors/Weapons (Yeni zırh ve silahlar)
Alternate Start - Live Another Life (Farklı başlangıç senaryoları)
The Notice Board (Wanted tarzı görevler alabileceğimiz panolar)
Moonpath to Elsweyr (Yeni bir görev serisi)
Undeath at Skyrim (Başka bir görev serisi)

Modları rastgele seçtim denebilir.İlk defa modlu oynuyorum ve neyin ne eklediğini bende bilmiyorum.İlk olarak Vanilla ya da sadece Alternate Start ile başlamayı düşünmüştüm ama farklılıkların renk katabileceğini düşündüm.

Pilot bölüm tutmuş :) 1-2 gün içerisinde ilk bölüm gelir. Tavsiyelerinize açığım her zaman.
Ara
Cevapla
#6
Vanilla oynanmaz bu oyun. Ben oynadığım vakit 15-20 mod ile oynuyordum.
"... Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir, başka bir deyişle, toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel güçtür.."
Ara
Cevapla
#7
1. Bölüm - Nightcaller Tapınağı
WGLolE.jpg
Erandur: Yıllar önce tapınağa orklar saldırmış. Vaermina rahipleri orkları yenemeyeceklerini anladıklarında ''Miasma'' adında bir gaz salmışlar. Miasma bazen aylar hatta yıllar süren ayinler yapıldığı için yaşlanmayı önleyecek bir gaz olarak tasarlanmış ve maruz kalanıda derin bir uykuya yatırıyor. Benim endişem ise kapıyı açtığımızda içeri giren temiz havayla birlikte hem orkların hemde kendilerini içeri kapayan rahiplerin uyanabilme ihtimali.
Sigbjorn: Ne yani? İçeride bizi yıllardır uyuyan kana susamış orklar ve tanrılarına ölümüne bağlı rahipler mi bekliyor? Sen delirmiş olmalısın. Onlara karşı ikimiz...
Erandur: Uyanabilmeleri sadece bir ihtimal. Gaza çok uzun süre maruz kalanlar akıllarını kaybedebiliyorlar, ayrıca büyü güçlerimide gördün. Yardımınla bu kabuslara bir son verebiliriz. Ama yine de geri dönmek için çok geç değil.Seni böyle bir tehlikeye girmen için zorlayamam.
Sigbjorn düşündü.. Dawnstar'da yapabileceğim ne var ki? Zaten babamı asla bulamayacağım. Erandur ne yaptığını bilen birine benziyor. Örümcekleride büyüleriyle öldürdü. İçeri girmek çok ürkütücü ancak geri dönmek fikri ölmekten daha beter.
Sigbjorn: Tamam o halde, içeri girelim. İşler kötü gitme ihtimaline karşı kullanabileceğim bir büyü falan öğretemez misin bana?
Erandur: Haha, büyüler öyle kolayca öğrenilebilen şeyler değil Sigbjorn. Ancak eminim içerde sana bir kılıç bulabiliriz. Haydi o zaman arkamdan gel ve mümkün olduğunca söylediklerimi yap.
Kapıdan içeri girerken kalbim yine patlayacak gibi atıyordu. Belkide bu harabede kaderim beni bekliyordu.
İçerisi tahmin ettiğimden daha aydınlıktı. Mumların hala yanıyor olması Erandur'un anlattığı hikayeyle uyuşmuyordu doğrusu. Ancak bu insanlar sıradan insanlar değildiki... İçeride bazıları kırık oturma yerleri.
Ortada büyük bir kürsü üzerinde ise bir kitap vardı.Kitabın kapağında ''Talos'un Hatası'' yazıyordu.Ufak bir göz atmak istedim elimi kapağına atar atmaz Erandur seslendi.
''Oyalanmazsak bu yerden daha çabuk çıkarız.'' Bunu duyar duymaz farkettimki burası 4 duvardan ibaret. Geldiğimiz kapıdan başka gidilebilecek hiç bir yer yok.Erandur'a döndüm ve ''Evet ama yol nerden?'' diye sordum.
''İşte burdan.'' dedi ve duvarı gösterek ellerinden ateş çıkarmaya başladı.
Birkaç saniye içinde taşın arkası görünür hale geldi ve Erandur taşın içinden geçti.
Hayatımın şu ana kadar ne kadar basit ve monoton olduğunu anlıyordum. Birden içimde burda ölsem dahi -umarım ölmem- pek çok kişinin gördüğünden daha fazla şey gördüm düşüncesi belirdi. Korkum bir nebze dinmişti. İçeri doğru ilerledikçe gazın kokusunu almaya başladım. Zehirleyici berbat bir koku beklerken, gaz elma gibi kokuyordu. Ama Erandur'da söylemişti zaten, ayinler için kullanılıyormuş.Adamlar kendilerini zehirleyecek değildi ya.
Biraz daha ilerledikten sonra demir parmaklıklar arasından aşağıya baktım. Bir çeşit ışık vardı. Ancak Erandur durmadı, ondan uzaklaşmamam lazımdı.Yürümeye devam ettim.
Köşeyi döndüğümüzde yerde yatan orkları farkettim.
Erandur sessiz adımlarla yanlarından geçiyorduki uyandılar! Kalkar kalkmaz savaşmaya başlayan orklardan birini Erandur ateşiyle yaktı.
Ancak diğeri benim üzerime doğru koşuyordu. Panik içinde geriye doğru kaçıyordum.
Ork tam yetiştiği sırada çevik bir hareketle arkasına geçtim ve Erandur orkla dövüşmeye başladı.
Ufak darbeler alsada, Erandur orku öldürmeyi başardı.Öldüğünden emin olduktan sonra bana döndü, birşeyler söylecekti ki titrediğim farketmiş olsa gerek ki durdu. Yanıma geldi kolumu tutup, ''Senin hakkında yanılmışım, güçlü kollarınla birkaç düşmanı indirebileceğini ummuştum.Sandığımdan daha kötü çıktın.'' dedi ve güldü. Resmen beni aşağılıyordu ancak ölümden dönmüş olmam ve hayatımı kurtarmış olması... Devam etti ''İstersen ben dönene kadar burada bekle, dönmem fazla uzun sürmez.''. Geri dönmeye bile korkarken burda Erandur'dan uzakta beklemek şu ana kadar verdiğim en salakça karar olurdu. Kendime aptalca yeminler ettikten sonra Erandur'a ''Seninle devam etmek istiyorum, seni yarı yolda bırakamam.Ben onurlu bir adamım.'' dedim. Söylediklerimin ne kadar sahte olduğunu anlamış olsa gerekki güldü.''O zaman şu orkun kılıcını alda belki bir dahakine kaçmak yerine savaşmayı tercih edersin, o elindeki ufak hançerle tavşan bile öldüremezsin sen.''dedi.
Orkun elinden düşen kılıcı aldım. Pek bir eski duruyordu doğrusu, keskinliğini kaybetmişti. Daha çok demir bir sopaya dönmüştü. İlerlemeye devam ettik.Taki karşımıza bir büyü bariyeri çıkana kadar.
Erandur'a nasıl geçebileceğimizi sordum o ise imkansız dedi.Bir an için bu yeri terkedeceğimizi umarak sevinmiştimki ''Ama bir yolu olabilir.'' demesiyle içimdeki bütün umudu yok etti.Erandur konuşmaya başladı ve bana eskiden kendisininde Vaermina rahiplerinden biri olduğunu, orkların saldırısından kaçıp kardeşlerini burda ölüme terkettiğini ve şimdi ise pişman olduğunu anlattı.Kütüphanenin anahtarı hala ondaymış.Bir gidip bariyeri geçebilir miyiz diye bakmaya gittik.İçeri girdiğimizde ilk olarak karşımıza yeni uyanmış bir ork çıktı, ve Erandur'un alevlerine dayanamadı ancak biraz daha ilerledikten sonra Vaermina rahiplerinden biriyle karşılaştık.Erandur'u tanımasını umuyordum ancak doğruca saldırıya geçti.Erandur ateş ile saldırı yapıyordu ancak bu rahip yıldırımı andıran bir tür mavi/beyaz ışıkla saldırdı Erandur'a.Ardında ise kendisi üzerine bir tür koruyucu büyü kalkanı yarattı.
''Hadi Sigbjorn! Göster kendini!''diye bağırdı Erandur ve rahibin üzerine doğru koştum, kılıcımla ona vurdum ancak tahmin ettiğim gibi bir kesik oluşturmadı.Yinede rahibin dengesini bozmuştum. Erandur kolay bir hamleyle onu yere serdi.
Kütüphanede gezinmeye başladık. Kitapların nerdeyse tamamı yanmıştı. Alt kata indiğimizde iki rahip kitaplıkların arkasından bize saldırdı.İlk başta geri çekildim ancak Erandur ikisinide yenebilecek kadar güçlü değildi.
Rahiplerden biri silahsız bir şekilde üzerime koştu, kılıcımla birkaç darbede yaşlı adamı öldürdüm. İlk cinayetimdi.Bir travma geçirirken bir anda büyü tarafından etkilendim.Diğer rahip arkadaşını öldürdüğümü görmüş olsa gerekki bana saldırdı.
Merdivenlere doğru koşmaya başladım, yukarı çıktığımda Erandur'u aşağıda ölüme terkedemeyeceğimi farkettim. Hayatımı kurtarmıştı, şimdi sıra bendeydi.
Merdivenden aşağı geri iniyordum ki, Erandur beni kovalamakta olan rahibi arkasından öldürdü. Soğuk soğuk terliyordum. Yaşıyor olduğum bugün yaşadığım tüm günlere bedeldi. Bir gün birini öldüreceğim aklıma bile gelmezdi. Düşüncelerimden Erandur'un şu sözleriyle uyandım ''Sanırım ödeştik.''.''Seni ilk gördüğümden beri içinde bir savaşçı olduğunu biliyordum.''dedi. Ben ise 26 yıldır içimde bir savaşçı olduğunu bilmiyordum.''Şu yerdeki kılıç elindekinden daha keskin duruyor, ben olsam onu alırdım.Daha çok ihtiyacımız olacak gibi, ama önce ''Rüya Yolculuğu'' adlı bir kitap bulmalıyız.Kitabın kapağında Vaermina'nın resmi var.'' dedi. Evet yerdeki kılıç daha keskin duruyordu ancak elimde tuttuğuma bağlanmıştım bile.Hayatım boyunca saklamak istediğim kılıcı bırakmamı söylemesi benim için bir şey ifade etmiyordu.Dediği kitabı aramaya başladım.Çok geçmeden kitabı buldum. Alıp Erandur'a götürmeden önce birkaç sayfasını okudun. Vaermina rahipleri insanların rüyalarına girmenizi sağlayan bir iksir yapmışlar, genelde hiçbir sorun yaşanmamasına karşın, zaman zaman rüyalarda yaşanılan hastalık, yaralanma ve hatta ölüm gibi durumların gerçek hayatı etkilemeside mümkünmüş. Bana ilginç gelen tarafı bu kadar tehlikeli olabilecek bir şeyin 10.000 gibi çok büyük bir fiyata satılıyor olması oldu.
Kitabı Erandur'a verdim ve okumaya başladı.''İşte bu!'' diye bağırdı ve benden içimden ''Lanet olsun!'' diye bağırdım.''Bariyerleri geçmenin bir yolu var.Vaermina rahiplerinin eskiden yaptığı bir iksir.Rüyaları kullanarak mesafeler katedmeni sağlıyor.'' Kitabı yanlış anlamış olmalıyım.Demek iksir bu işe yarıyormuş.Bu da fiyatını açıklıyor gibi sanki.''Sana iksiri yapabilirim ama ben Mara'nın sadık bir rahibiyim, etkileri benim üzerimde işlemez.O yüzden iksiri sen içmelisin.''dedi.Bir umursamazlıkla -aslında birazda merakla- ''Tamam içeyim, ama nasıl olacak tüm bunlar, hem iksiri nerden bulacağız?'' diye sordum.''Laboratuvara gitmeliyiz, malzemeler varsa ben iksiri yaparım.''dedi.Laboratuvara vardığımızda uyanmış orklar ve rahipler arasında bir savaş yaşanıyordu.Erandur sanki rahipler bizdenmiş gibi orklara saldırmaya başladı ben ise mesafemi koruyordum ki, bir ork baltasını kaldırıp üzerime doğru koşmaya başladı.
Saldırısını karşıladıktan sonra yıllardır uyumaktan vücudu uyuşmuş orkun karnına kılıcımı sapladım. Nedense artık korkmuyordum.Bende birilerini öldürmüştüm ve cezamı sadece kendimde ölerek ödeyebilirim diye düşünüyordum.Ölüm beni korkutmuyordu. Erandur'un geriye kalanları öldürdükten sonra laboratuvarda tek hayatta kalanlar bizlerdik. Bana iksiri tarif etti ve aramaya başladık. Biraz aradıktan sonra bir şişe buldum.
Götürüp bu olup olmadığını sordum, üzerindekileri okuduktan sonra ''Bu değil ama bu senin daha çok işine yaracak bir iksir.Bir iyileştirme iksiri.Bununla ölmek üzere olan birini bile iyileştirebilirsin.'' dedi. Bu Skyrim ne garip yermiş doğrusu birden başıma iksirler çıktı şimdi.''Ve işte burda! Aradığımız iksir!'' diye seslendi Erandur. Ve ardından ''Dawnstar'ın tek umudunu sensin...'' diye başlayarak yaptığı konuşmayla gaza gelmiş bir şekilde iksiri içtim.
İçer içmez adeta başka bir boyuta geçmiş gibi oldum.İki adam sanırım en üst düzey rahipler, kurukafanın orklara geçmesinin sonumuz olduğunu, tek çözümün Miesma gazını salmamız gerektiği konuşuyordu.Beni görmediklerini sanıyordum ancak bir anda bana dönüp göz göze geldiğimizde hissetiğim korkuyu üzerime ork koşarken hissetmemiştim.Bana gazı açmamı söylediler bende onayladım. Gazı açmaya gitmem gerekiyordu ama yerini bilmiyordum.Etrafta koşuşturmaya başladım.
Heryerde orklar ve rahipler savaşıyordu.Yanlarından koşarak geçiyordum.
Sonunda vanayı buldum ve açtım.
Açar açmaz iksirin etkisi geçti.Erandur beni büyüyle uyandırmış olmalı.Bariyer açılmıştı, artık yola devam edebilirdik.
Birlikte ilerlemeye devam ettik.Artık önümüze çıkan büyücü ve orklarla savaşmaya alışmıştım.Birkaçını daha öldürdükten sonra bir sandık buldum.
İçinde biraz altın birde bileğime tam oturan bir bileklik vardı. Kılıcı savurmak bileğimi acıtıyordu.Hemen giydim.Erandur ise nedense çok aceleci davranıyordu. Belkide yıllar önce orklardan kaçmış olduğu için kendini suçlu hissediyordu ve bir an önce kendini affettirmenin peşindeydi.Hızlı ilerliyorduk ki karşımıza kocaman kılıcı olan iri bir ork çıktı. Yerdeki rahip cesetlerine bakarsak gaz yüzünden uyumadan önce pekçok rahibi öldürmüşe benziyordu.Yinede sayıca üstündük ancak Erandur çok sert bir darbe aldı ve yere düştü.
Ardındak iri orkla tek başıma dövüşmek zorunda kaldım.İri olduğu için yavaştı bende bunu kullandım ancak karnıma derin bir kesik attı.
Canım hiç bu kadar acımamıştı. Can havliyle kendimi merdivenlerden aşağı yuvarladım. O an aklıma laboratuvarda bulduğumuz iyileştirme iksiri geldi. Tek şansım oydu. İçer içmez karnımda yara sanki hiç olmamış gibiydi. Vücudum tamamen yenilenmişti. Bu büyücüler işlerini biliyordu gerçekten. Gücümü topladım ve merdivenleri tekrar çıktım. Zafer sarhoşu ork farketmedi bile, kılıcımla onu delik deşik ettim.
Sonunda son odaya gelmeyi başardık, tapınağın merkezine.Ancak rüyadeyken gördüğüm 2 adam kafatasını ki kabusların kaynağı kafatası, savunmaya ant içmişlerdi. Erandur'u ihanetle suçladılar ve üzerimize saldırdılar.
Zayıf olanı ben alırken başrahiple de Erandur dövüşmeye başladı. Rakibimi öldürmem zor olmadı. Hele o iri orku öldürdükten sonra, kim gelse ben yenemez gibi hissediyordum. Hemen arkamı döndüm, Erandur zor durumda gibiydi. Öldürdüğüm rahibin silahınıda aldım, artık keskin bir kılıca ihtiyacım vardı ancak elimdeki de uğurlu kılıcımdı.O sebeple her iki elimede kılç alarak Erandur'a yardıma koştum.
Başrahibe arkadan saldırdım ve keskin kılıcımı sırtının tam ortasından sapladım.
Son düşmanda ölmüştü.Tapınakta sadece Erandur ve ben vardım. İnanılmazdı, başımdan geçen onca şeyden sonra hayatta kalmış olmam ve başarıcak olmam... Bunun üzerine bir kitap yazmalıyım diye düşünürken Erandur düşüncelerimi yine böldü ''Yolun sonu, hadi artık Dawnstar'ı kurtaralım.''. Kafatasının başına gitti ve birşeyler söylemeye başladı.Ardından bana dönüp, ''Büyülerim işe yaramıyor, kafatasını güç kullanarak kırmalıyız aklında bir fikir var mı?''diye sordu.''Başrahibin çekici baya sağlam duruyor, onunla vurmayı deneyebiliriz.'' diye cevap verdim ve çekici aldığım sırada bir ses duydum, ''Seni kandırıyor! Kafatasını kırınca içindeki güç serbest kalacak, Erandur güce sahip olur olmaz ilk yapacağı şey seni öldürmek. Ben Vaermina, Erandur'u öldür gücü sen al!'' Buz kesildim, tam herşey bitti derken buda neydi şimdi. Erandur'u öldürürsem Dawnstar'a nasıl dönebilirdim, katil damgası yerdim. Vaermina beni kandırıyor olmalıydı. Erandur'a güvenmeyi seçtim. Kafatasını kırdık ve Erandur her zaman olduğu gibi kaldı. Dawnstar'daki halkın kabuslardan kurtulduğunu umarak geri dönüş yoluna koyulduk.
Yolda bana burayı restore ediceğini ve Mara tapınağına çevireceğini söyledi.Ekledi ''Sana borcum çok büyük, sen olmasan asla bunu başaramazdım, teşekkürler Sigbjorn...Aslında... eğer istersen, babanı arayışında sana yoldaş olabilirim. Skyrim'de yolunu bulman çok zor. Başına türlü türlü belalar gelebilir. Babanı bulana kadar beraber arayabiliriz.''
''Evet, ama babamı asla bulamayabiliriz.''
''Saçmalama tabii ki bulabiliriz.Tanrıça Mara bize yol gösterecektir.Eğer sanada uygunsa önce Dawnstar'a dönüp birkaç gece kalalım. Kabusların durumuna bakar hazırlıklarımız yaparız. Sonra ise babanı bulmaya gideriz? Ne diyosun?''
''Sanırım başka seçeneğim yok.''
[+] 4 üye ZenderX nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
#8
Takip :D
Bir Japon Atasözü der ki:
Davranışlarınızı yönetin yoksa onlar sizi yönetir.
Ara
Cevapla
#9
Alıntı:"Elf bir bayan. Hayatta olmaması çok kötüydü doğrusu."
323488793719996436.png

Alternate Start güzel mod. Hikaye de güzel olmuş. Önerim ise bölümleri daha fazla parçaralara ayırıp yazı boyutunu arttırırsan çok daha iyi olur.
G0kMNN.png
Ara
Cevapla
#10
takip :)

Edit: 1453. iletiymiş, ver fetih marşını!

https://www.youtube.com/watch?v=OdiA7EdL9OE
[+] 1 üye napolyon94 nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
 




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi



Strategyturk Forumları

Strategyturk Forumları tüm Türk stratejiseverler için büyük ve kaliteli bir platform olma amacı güder. Forum içerisinde çok sayıda strateji oyunu için bölüm ve bu bölümlerde haber konuları, rehberler, mod tanıtımları, multiplayer etkinlikleri ve üye paylaşımları için alanlar yer alır.