Hikaye: İspanyol İmparatorluğu
#1
Bu Stellaris öyküsünde, minik bir galakside elimden geldiğince barış içinde genişlemeye ve birçok ulusdan oluşan bir imparatorluk kurmaya gayret edeceğim. Barışçıl oynayacağım için zorluk seviyesini en düşüğe çektim. Galakside benim haricimde üç uygarlık, bir adet de yıkılmış imparatorluk bulunuyor. Genellikle hile kullandığımdan, saldırı durumlarında ölümsüzlük hilesi kullanabileceğimi şimdiden belirtmek istiyorum. Oyunda diğer uygarlıkların dışında ilkel uygarlıklar da mevcut. Amacım tüm galaksiyi hükümdarlığıma katmak olacak. Umarım başarabilirim. Dilerim beğenirsiniz. Hepinize iyi okumalar.


İSPANYOL İMPARATORLUĞU
...bir uzay öyküsü...


I. BÖLÜM

1.png

Gücünün doruklarındayken bilinen dünyanın tüm uluslarına sırayla diz çöktürmüş ve zaman içinde Dünyayı boyundurluğu altına alan İspanyol İmparatorluğu, 2100 yılı itibariyle uzaya açılmaya başlar. 

Ülke, hatta mevcut statüsü ile gezegen imparatorluğu, günümüzde hala monarşi ile yönetilmektedir ve imparatorun dediği olmaktadır. İspanyollar haricindeki hiçbir ırka güvenmeyip hepsini demir yumrukla yöneten bu imparatorluğu uzaylılara güvenmesini ise beklememek gerekir. Yine de hükumet, ne olduğunu ve neye dönüşebileceğini bilmediğimiz bu yaşam formlarına karşı agresif yaklaşmak da büyük bir hata olur düşüncesi ile hareket etmektedir. 

İmparatorluğun yöneticileri, gezegenden ve insanlardan en iyi şekilde yararlanmak için zaman içerisinde mimariyi fonksiyonlara yönelik kullanmaya ve insanları niteliklerine göre yerleştirip çalıştırmaya başlar. Bunun sonucunda insanların bulundukları ortama daha rahat uyabilir hale gelir ve üreme oranlarında artış yaşanır. Öte yandan belirlenmiş bir hayata sahip olmak insanların ömrünü azaltır ve mutluluklarını sağlamak için kullanılması gereken kaynak sayısını artırır. 

Böyle bir durumda İspanyol ırkı ve diğerlerinden oluşan insanoğlunun uzay macerası yeni bir aşamaya girer.

2.png

2100 yılının başında Güneş Sistemi ve Samanyolu Galaksisindeki konumumuz bu şekildedir.

3.png

Güneş Sistemine komşu sistemlerde ilk keşiflerimizi yapıyoruz. Tüm dünya uzayla yaşam formlarının bir an evvel bulunmasını beklerken keşif gemilerimizden biri daha önce karşılaşmadığımız birkaç kaynak keşfediyor. Bu kaynakları nasıl kullanacağımızı henüz bilmiyoruz. O yüzden şimdilik bulundukları gezegen ve asteroitleri gözleme alıp teknolojinin ilerlemesini bekleyeceğiz.

4.png

Gizemli kaynakların ardından insanoğlunun ilk kez dünya dışında bir yaşam formunun izine rastlamasına tanıklık ediyoruz. Bu keşif evrende yalnız olmadığımızı kanıtlıyor ve bizleri sevindirirken korkutuyor. Dışarıda neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Her şeye hazırlıklı olmalıyız.

5-0.png

İmparatorluğumuz Güneş Sisteminin ardından ilk kez başka bir yıldız sistemine hükmediyor. Bu bizim için çok büyük bir adım gibi görünse de aslında her şey yeni başlıyor.

5-1.png

Yakın zamanda yaptığımız keşifler ve gerçekleştirdiğimiz eylemler, galaksimizin büyüklüğü karşısında belli başlı kararlar almamızı gerektiriyor. İlk olarak galaksimizde ne olduğunu öğrenmek adına keşif yeteneklerimizi ve hızımızı artıracak projelere yatırımlar yapıyoruz. Önceliğimiz keşif gemilerimizi hem daha hızlı hem de daha etkili çalışır hale getirmez. Sonrasında ise araştırmaya yatırım yapacağız.

İkincil olarak da bu engin galakside konumumuzu sağlama almak için hızlı davranmamız gerektiğini düşünüyor, dolayısıyla da yeni keşif gemileri ve inşaat gemilerinin yapımına başlıyoruz.

6.png

Uzaya genişleyen imparatorluğumuz yeni yüzyıla hareketli bir giriş yaparken herkesin aklında acaba yerleşebileceğimiz, yaşayabileceğimiz başka gezegenler var mı sorusu canlanıyor. Yönetimimiz bu konuda bir araştırma yapılmasını ve gezegenlerin teker teker incelenip olasılıkların değerlendirilmesini talep ediyor.

7.png

Keşif gemilerimizden birisi, doğasını anlayamadığımız bir yarıkla karşılaşıyor. Bu yarık ışığı içine alıp sonrasında dışarı verme yetisine sahip. Tam olarak içinden ne çıkabileceğini bilmiyoruz. Güneş Sistemine bu kadar yakın konumda olması ise bizi ürkütmeye yetiyor da artıyor bile. Bölgede gemilerin bulunmasını ve yarığın aralıksız izlenmesini istiyoruz. Ayrıca, yarığın yakınında bir gözlemevi kurmayı ve ayrıntılı bir incelemede bulunmayı düşünüyoruz.

8.png

İnsanoğlu, ilk kez yaşayabileceği bir gezegen buluyor. Yapılan araştırmalar sonucunda gezegene %90 oranında uyum sağlayabileceğimiz sonucuna varılıyor. Gezegene “Yeni Dünya” adını veriyor ve koloni kurma konusunda ayrıntılı çalışmalar başlatıyoruz. Ayrıca, bu dünyada yüksek kalitede mineraller ve madenler olduğunu öğreniyoruz.

10.png

Uzaklardaki bir asteroitte çok ama çok eski bir uygarlığın kalıntılarına rastlıyoruz. Bu uygarlığın adının “Yuht” olduğunu öğrendikten sonra, yetişkin bireylerin neredeyse yüz metre uzunluğunda olduğunu ve aynı gemide iki ya da üçten fazla bireye çok nadir rastlandığını öğreniyoruz. Bu bizi birazcık ürkütüyor. Kaşiflerimizi, Yuht uygarlığının merkezi olan gezegeni belirlemek amacıyla başka kalıntılar da bulmakla görevlendiriyoruz.

11.png

Bir gezegenin uydusunda devasa bir canlının kalıntılarına rastlıyoruz. Artık o kadar çok yaşam formu buluyoruz ki Dünyadaki insanlar bu duruma alışıyor. Bu canlıyla ilgili olarak özel bir araştırma yürütülmesine karar veriyoruz.

11-1.png

Araştırmamız sonucunda bu canlının gezegenin uydusuna nasıl geldiğini öğreniyoruz. Yaşam formunun bir portal aracılığıyla uyduya eriştiği ve yapısına düşman olan bu farklı ortamda kısa bir süre içinde helak olduğu sonucuna erişiyoruz.

12.png

Bir asteroitte büyük miktarda metal bulmamızın ardından içinde yüksek miktarda enerjiye sahip bir makine olduğunu fark ediyoruz. Makinenin ne amaçla orada bulunduğunu ve neler yapabileceğini bilmediğimizden incelemede bulunup dikkatle yaklaşmayı seçiyoruz.

İnceleme sonucunda asteroitte bir takım saldırgan parazit olduğunu keşfediyoruz. Parazitlerin sensörlerini sinyale boğup kapanmalarını sağlıyoruz. Sonrasında ise içlerinde bulundurdukları enerjiyi hortumluyoruz.

13.png

Yarığı bulmamızdan bu yana birkaç yıl geçiyor. Sonunda yarıkta bir hareketlilik yaşandığını gözlemliyoruz. İçinden sürüsüyle kalıntı ve yıkıntı boşalıyor. Boşalma işlemi sonlandıktan sonra yırtık kendiliğinden kapanıveriyor. Bu durum bilimsel açıdan bir talihsizlik olarak değerlendirilse de, içinden neler çıkabileceğini bilmediğimizden yönetici kesimin rahatlamasına neden oluyor.

14.png

Uzay maceramız henüz başlamışken daha birçok şeyle karşılaşıyoruz. Örneğin, gezegenlerden birinde yağan pembe yağmura dair örnekleri Dünyaya ulaştırıyor ve yeni bir sanat akımının doğumuna tanıklık ediyoruz.

Bir asteroitte egzotik bir radyasyon örneğine rastlıyoruz. Radyasyonun kaynağını belirleyemesek de, enerji emisyonu üzerine yaptığımız çalışmalar sonucunda fizikte ilerlememize yarayacak pek çok veri topluyoruz.

16.png

2110 yılına ulaştığımızda çevremizdeki yıldız sistemlerinde karakollar kurmuş vaziyette genişlememizi sürdürüyoruz. Kim bilir daha nelerle karşılaşacağız. Henüz on yıl geçmesine rağmen keşfettiğimiz şeyler bizi mest ederken aynı zamanda ödümüzü koparıyor...


DEVAM EDECEK
[+] 9 üye Henri nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Cevapla
#2
Başlangıç rehberi tarzında bir yazı olmuş. Eline sağlık. Multiplayer etkinliklerine de bekliyoruz. Oradan daha değişik bir deneyimle güzel hikayelerin çıkacağına eminim. :)
[+] 1 üye DamageExpert nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
#3
II. BÖLÜM


A1.png

Genişleyen imparatorluğun yönetiminde ikilik oluşuyor. Siyasi gücün merkezileşmesini ve askeriyeye devredilmesini destekleyen kesim, “Tek Taht İhtilafı” adı altında gruplaşıyor. Buna karşın desteği azalmakta olan İmparator bizzat kendi önderliğinde, insan ırkını yüceltme ve gerektiği takdirde uzaylı kabul edilen ırkların kısıtlama politikası güdecek olan “Egemenlik Bloğu” adlı grubu kuruyor. Bu ayrılığın ülkenin siyasetini nasıl etkileyeceğini gelecek gösterecek. 

A2.png

Nüfusu artmaya devam eden dünyada insanoğluna yetecek alanların azalması üzerine erişime kapalı olan bölgeler inşaata açılıyor ve insanlık başka gezegenlere göçmeden önce son bir atılım gerçekleştiriliyor.

Ayrıca, bu göç sürecinde kurulacak kolonilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yeni tarım ve sanayi alanları kuruluyor.

A3.png

Dünyaya benzer bir gezegeni gözlemleyen kaşiflerimiz, yüzeyin altında belli belirsiz bir yankılanma olduğunu keşfediyor. Kaynağını belirleyemememiz ve belli başlı tehlikelerin de mevcut olması nedeniyle kaşiflerimizin bölgeden çekilmesini istiyoruz. Önceliği yurttaşlarımıza vermemiz halk tarafından olumlu karşılanıyor ve İmparatora olan desteği artırıyor.

A4.png

Bir asteroitin üzerinde yer alan uzay aracı kalıntılarında yaşamını sürdüren bir canlı, bölgeden geçmekte olan kaşiflerimize ulaşıyor. İlk kez bir uzaylı yaşam formu ile iletişime geçiyoruz. Bu insanlık için oldukça büyük bir adım.

Bu canlı, kendisini kurtarmamız karşılığında bilimsel birikiminden yararlanmamıza izin vereceğini belirtiyor. Bunun üzerine kendisini kurtarıyor ve laboratuvarlarımızdan birinin başına geçiriyoruz.

A6.png

İmparatorluğun kuzey sınırında bulunan ve gelecekte önemli bir kavşak olma potansiyeline sahip bir sistemi ilhak ediyoruz. Ardından, hem önemli bir askeri karakol hem de gümrük alanı olabileceğinden bu bölgede inşaat faaliyetlerine başlıyoruz.

A7.png

Gelişmelerin ardı arkası kesilmiyor. Önce tek başına hayata tutunmuş bir yaşam formuyla, şimdi ise devletleşmiş ve aynı bizler gibi galaksiye yayılmakta olan bir ırk ile karşılaşıyoruz. Yeon Cumhuriyeti adındaki bu ulusun temsilcileri dilimizi biliyor ve iki devlet arasında diplomatik ilişkiler kuruluyor.

Dünyada ise yer yerinden oynuyor. Uzaylıların hepimizi yok edeceğini savunan fanatikler pek çok kentte isyan çıkarsa da güvenlik güçleri ortalığı yatıştırıyor. Kısa bir süre sonra hükumet, Yeoni ulusunun teknolojik olarak bizden çok da farklı olmadığını ve endişelerin gereksiz olduğunu duyuruyor.

A8.png

Kapalı kapılar ardında ise işler aynı gitmiyor. Sözde barışçıl olan Yeoniler, kendilerine karşı korumacı bir yaklaşım sergilememizi yadırgıyor ve bize sınırlarını kapatıyorlar. Sonrasında bununla kalmayıp, bizi rakip gördüklerini ifade ediyor ve hakaretler eşliğinde iletişimi kesiyorlar.

Bu durum karşısında temsilcilerimiz “anca gidersiniz” minvalinde hareketler yaparak kendilerini üç hayırla uğurluyor. Yönetimimiz de derhal Yeoniler hakkında ayrıntılı istihbarat çalışması başlatıyor.

A9.png

Yuht uygarlığına ait iki kalıntıya birden ulaşıyoruz. İlk olarak, içinde bir düzineden fazla uyku kapsülü bulunan bir gemi saptıyoruz. Bu gemide bu kadar çok kapsül bulunması, koloni gemisi olabileceği ihtimalini doğuruyor. Arkeologlarımızı ve bilim adamlarımızı inceleme için gemiye gönderiyoruz.

İkinci kalıntı da Yuht uygarlığından sonra başka canlı formlarının da kullandığı bir sürü antenden oluşan bir dinleme karakolu gibi duruyor. Karakoldaki bazı aygıtların ve terminallerin hala çalıştığını keşfedince bilim adamlarımızı inceleme için karakola gönderiyoruz.

A10.png

Kısa bir süre sonra üçüncü kalıntı olan Yuht uydusunu da buluyoruz ve keşif gemimize yüklüyoruz. Bu uydunun, Yuhtlar’ın ilk kez başka uzaylılarla iletişime geçmesinin anısına inşa edildiğini öğreniyoruz. Yapılan incelemenin ardından uydunun içinde iki uygarlığın dostluğunu temsil eden bir fotoğraf çıkıyor. Fotoğrafta iki uygarlığa ait gemiler görülüyor.

A11.png

Uzun zamandır beklediğimiz gün gelip çatıyor. İnsanoğlu ilk kez Dünya haricinde bir gezegene yerleşiyor. Dünya’ya benzerliğinden ötürü yeni yuvamıza “Yeni Dünya” adını veriyoruz. Gezegendeki halkımız kendi kendini geçindirebilir hale gelene dek, güç kaynağı olarak koloni gemisini kullanacak.

İlk kolonimizi kurmamızın ardından yaşanabilir gezegen araştırmamızda bir başka aşamaya geçiyor ve ilk sekiz gezegeni değerlendirmeye alıyoruz. Henüz ikinci bir koloni kuracak güce sahip değiliz. Koloni için kaynak ayrılıp hazırlıkların tamamlanması zaman alacak. Bu süreçte yöneticilerimiz ikinci kolonimizin hangi gezegene kurulacağının kararını verecek.

A12.png

Galaksinin yaklaşık dörtte birini keşfettikten ve anormal kabul ettiğimiz olgu ve varlıklara yönelik araştırmalarımızda epey ilerleme kaydettikten sonra odak noktamızın artık keşif olmaması gerektiğine karar veriyoruz. Bundan sonra dikkatimizi yeni koloniler kurarak İmparatorluğumuzu genişletmeye ve uzaydaki bin bir tehdide karşı dimdik durmaya vereceğiz.

İlk olarak güney sınırımızda karakollar kurup yolumuzu kesmeye çalışan Yeoniler’e karşı hareket edecek ve bölgede çeşitli inşaat projelerine başlayacağız. Kuzeyde yaptığımız gibi, güneyde de bir üs kurmak için çalışmalara başlıyoruz. Ayrıca filomuzu iki katına çıkarıyor ve sınıra gönderiyoruz.

Yaşam formlarına karşı insanoğlu olarak bir olacak ve hayatta kalmak için, hükmetmek için daha çok mesai yapacak, emek vereceğiz.

A13.png

Kaşiflerimiz başıboş dolaşan bir uzaylı filosunun yerini saptıyor. Ne idüğü belirsiz bu yaratıkların amacını bilmediğimizden dikkatle yaklaşıyor ve temas kurmadan inceleme sürecini başlatıyoruz. Amacımız dillerini öğrenmek ve iletişim sağlamak olacak.

A14.png

Gemilerimizden katbekat büyük olan bir canlı türü keşfediyoruz. “Uzay Amibi” adını verdiğimiz bu canlılar bizi ürkütse de bir tehdit oluşturmadıkları kanısına varıyor ve yakından incelemeye başlıyoruz.

A15.png

Bu sefer de henüz uzay çağına geçememiş bir ırk ile karşılaşıyoruz. Bize kıyasla ilkel kalan bu uygarlık, henüz adam akıllı üretim yapamamamın yanı sıra düzgün bir toplum da oluşturabilmiş değil. Bu uygarlığı incelemek üzere gözlem karakolu kurmaya karar veriyoruz. Ancak, bundan önce bulundukları sistemi İmparatorluğumuza dahil etmemiz gerekiyor.


DEVAM EDECEK
[+] 6 üye Henri nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Cevapla
#4
Uzaylı engizisyonlarının kurulacağı günü bekliyorum.
[+] 2 üye Ayro nickli üyenin bu iletisini beğendi.
Ara
Cevapla
#5
(11-10-2019, 20:43)Ayro : Uzaylı engizisyonlarının kurulacağı günü bekliyorum.

Stellaris: Holy Fury :)
Ara
Cevapla
 




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi



Strategyturk Forumları

Strategyturk Forumları tüm Türk stratejiseverler için büyük ve kaliteli bir platform olma amacı güder. Forum içerisinde çok sayıda strateji oyunu için bölüm ve bu bölümlerde haber konuları, rehberler, mod tanıtımları, multiplayer etkinlikleri ve üye paylaşımları için alanlar yer alır.